28 Aralık 2021 Salı

Biz Bu B*** Neden Yedik




2005 yılının Kasım ayında gerçekleşen Türk Telekom özelleştirmesi (peşkeşi) sonrası, Lübnanlı Hariri ailesinin sahibi olduğu OTAŞ[i], 6 milyar 550 milyon dolara Türk Telekom Hisselerinin %55’ine sahip olmuştu… 2006 yılında özelleştirme bedelinin 1.4 Milyar dolarlık ilk taksitini öz kaynaklarından ödeyen OTAŞ, daha sonra TT hisselerini -sözleşme şartlarına aykırı olarak-  ipotek ettirerek aldığı krediyle kalan borcunu 2007 yılında hazineye tek seferde ödedi…

Türk Telekom’dan elde ettiği kârları yurtdışına transfer eden OTAŞ bankalara borçlarını düzenli olarak ödemedi. OTAŞ Türk Telekom’dan temettü almaya devam etmek için borçlarını yeniden yapılandırdı…  22 Mayıs 2013 tarihinde Türkiye’de faaliyette bulunan bankalardan 4.5 milyar dolar ve 212 bin Avro tutarında bir kredi aldı. OTAŞ bu kredinin taksitlerini Eylül 2016’dan itibaren öde(ye)mez hale geldi…  2006-2017 yılları arasında elde ettiği temettüyü yurt dışına transfer eden Hariri ailesi, Türk Bankalarından aldıkları borcu ödemeden ülkeyi terk etti…

Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası ve diğer alacaklı bankalar LYY Telekomünikasyon[ii] adıyla bir şirket kurarak  OTAŞ’ın kendilerine ipotek olarak verdiği Türk Telekom’un  yüzde 55’lik hissesini devraldılar… Bu hisseleri elden çıkarmak istemelerine rağmen, Türk Telekom’un lisans süresi 2026’da sona ereceği için uygun bir fiyat veren müşteri bulamadılar..

Geçtiğimiz hafta bazı gazetelerde Türkiye Varlık Fonu’nun LYV Telekomünikasyon’un elinde bulunan Türk Telekom’un %55 Hissesini almak için üç bankanın yetkilileri ile görüşmeye başladığı haberi yer aldı…

Satın alma gerçekleşirse, Türk Telekom’un işletme lisansının sona ereceği 2026’da bedelsiz olarak hazineye geçecek hisseleri devlet 4 yıl önce ciddi bir bedel ödeyerek sahip olacak…

Bu olay bana muhtemelen hepinizin de bildiği bir hikâyeyi hatırlattı… Anlatayım;

At arabasını kullanan maraba ile arabanın sahibi ağa arabayla kasabaya giderken, arabayı çeken at patır kütür yola pisler. Arabada marabasının gözü olduğunu bilen ağa, hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Ula Memo! Şu b*ku yersen, arabayı sana verecem” der. Memo bir an düşünür, kararını verir, koşumları ağaya uzattıktan sonra arabadan inip taze at pisliğini yer. Ağa “Tamam, araba senin” der. Bizimkinin midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. Ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman, kendi budalalığına yanıyor. Dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. Nihayet ağa dayanamıyor; “Ula Memo! Bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti, b.k yemenin ederini vereyim, arabayı geri alayım.” Memo’nun genzinde, ağzında, yüreğinde, öfkesinde hâlâ pislik tadı var. “Olur Ağam” der, “olur ama bir şartla: sen de atın bokunu yiyeceksin ki ödeşelim.” Ağa hemen kabul eder. Atın ilk pislediği yerde, gözü kararmış bir şekilde arabadan inerek, bir miktar pislik yer. Arabasına yeniden sahip olur. Çiftliğe yaklaşırlarken, Memo düşünceli ve kederli sorar: “Ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu b.ku neden yedik?”

Devlet Türk Telekom’un hisselerini satın alırsa olay bu hikâyeye çok benzeyecek…

Devlet sattığı ve 2026’da kendisine karşılıksız dönmesi gereken hisseleri üstelik yüklü bir para ödeyerek satın alacak…

Yapılmayan yatırımlar, bilgi birikimleri ile ilgisi olmayan kurumlara gönderilerek heba edilen personel, çağı yakalayamayan telekomünikasyon-bilişim teknolojisi, elden çıkarılan binalar ve bakır şebeke,  devletin mahrum kaldığı kâr, noksan tahsil edilen kurumlar vergisi, Türk Telekom’un alt yapıyı paylaşmaması nedeniyle diğer firmaların yapmak zorunda kaldıkları ve ülke kaynaklarının çar-çur edilmesine yol açan alt yapı yatırımları gibi pek çok kayıp da cabası…

Türk Telekom olayı maraba-ağa hikâyesine yalnızca hazine açısından benziyor… Yoksa Hariri ailesi açısından değil…

Hariri ailesinin payına düşen ise bal-kaymak:

Hariri ailesi,  varlığından bir başsağlığı ziyareti sonrası haberdar olduğu Türk Telekom’un ihalesine; yeterli telekomünikasyon işletmeciliği deneyimi olmamasına, Türk Telekom dokümanlarını ihaleye katılan diğer firmalara nazaran çok kısa süre incelemiş olmasına rağmen, alel acele kurduğu OTAŞ ile girerek ihaleyi kazandı.  Türk Telekom’un %55’ine sahip oldu…

İhale sonrasında, ihale sırasındaki şartlar OTAŞ lehine değiştirildi… Mesela Kurumlar Vergisi oranı düşürüldü… Türk Telekom personelinin kamu kuruluşlarına geçmeden Türk Telekom’da çalışabilecekleri süre altı aydan beş yıla çıkarıldı… Üstelik bu beş yıla ilişkin emekli ikramiyesi yükü de devlete yıkıldı…

Hariri’ler ihale bedelinin yalnızca 1,4 milyar dolarını öz kaynaklarından karşıladı… İhale bedelinin kalanını Türk Telekom hisselerini ipotek göstermek suretiyle bankalardan temin ettiği kredi ile defaten ödedi.

OTAŞ 2006-2016 arasında 5,7 milyar dolar karşılığı kar payı alırken, aldığı kredi taksitlerinin büyük bölümünü ödemedi… 8 Kasım 2016 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan o tarihteki Başbakan Yardımcısı Nureddin Canikli, “Şu ana kadar kar payı olarak Türk Telekom’dan yurtdışına transfer edilen toplam rakam 3.1 milyar dolar civarındadır" demiştir. Sonrasını da ekleyin…

Bu bal kaymak değil de nedir… Zaman zaman düşünürüm; Hariri bu paraya tek başına mı yemiştir?

Hikâyenin başka mağdurları da var: Kredi veren bankalar… Beş milyar dolara yakın alacaklarını tahsil edemediler… Varlık Fonu hisse senetlerini alsa bile, en fazla İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında oluşan değerin biraz üzerinde alabilir[iii]… Ondan daha fazlası şaibe yaratır… Bu da bugün itibariyle ne kadar zorlasanız azami iki milyar dolar yapar… Üç milyar dolar civarında bir zararı bankacılık sistemi nasıl karşılar… Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, olumsuz yönde etkilenmemeleri mümkün değildir…

Sahi, Türkiye’nin en güçlü, kredi verirken kılı kırk yaran bankaları bu kadar riskli bir krediyi neden ve niçin vermiştir? İnsan düşünmeden edemiyor; acaba arada ricacılar var mıdır?

Türk Telekom Yönetim Kurulunda hazine paylarını genellikle devletin girdisini çıktısını çok iyi bilen üst düzey bürokratlar temsil etmişlerdir. Mesela; Başbakanlık Müsteşarları Efkan Ala, Fahri Kasırga,  Fuat Oktay ilk aklıma gelenler… Ayrıca İsmet Yılmaz, Habib Soluk, Suat Hayri Aka, Ömer Faruk Sayan gibi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarları da Türk Telekom Yönetiminde görev yaptılar…  Bu bürokratların OTAŞ’ın geleceğini öngörememeleri inanılır gibi değil… Yeni Hazine Bakanı Nurettin Nebati de 2 Kasım 2018’den bu yana Türk Telekom Yönetim Kurulu üyesi[iv]...

Türk Telekom’un özelleştirmesinin ilk yıllarında  “Türk Telekom’un işletme tecrübesi ve mali durumu yeterli olmayan Oger Telekom’a satılması ve yaptığı sayısız ‘Peşin öderiz, kredi alırız’ açıklamalarına rağmen ortada hâlâ bir şey olmaması özelleştirme tarihimizdeki en büyük skandaldır…”[v] diyen Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Baş Danışmanı Yiğit Bulut’un da 7 yıldır Türk Telekom Yönetim Kurulunda görev yapmasına rağmen, OTAŞ’ın Türk Telekom hisselerini ipotek göstererek kredi almasının sakıncalarını dile getirmemiş olması da ayrıca dikkat çekicidir…

Türk Telekom özelleştirmesinde de, sonrasında da o kadar çok soru ve sorun var ki… Yaz yaz bitmez… Bugüne kadar çok yazdım, anlaşılan o ki daha çok yazacağız…

 



[i] OTAŞ: Ojer Telekomünikasyon Anonim Şirketi. Oger Telecom'un Türkiye'de kurduğu şirket. Oger Telecom ise Lübnan Siyasetinin önde gelen isimlerinden Harriri Ailesi ile Suudi Telekom Şirketi’yle (STC) ortak olduğu bir Arap Şirketi’dir

[ii] LYY Telekomünikasyon A.Ş: Levent Yönetim Yapılandırma Telekomünikasyon AŞ. Ortaklık yapısı: Akbank (%35.6) Garanti BBVA (%22.1) Türkiye İş Bankası (%11.6) LYY (UK) International Holdco Limited (%11.7)

Diğer (%19.0 (Yapı Kredi %4,91 Vakıfbank 4,25 Halkbank 3,66 Denizbank 2,59 TSKB 1,61)

[iii] Borsa değerinden alması bile mümkün değildir. Zira borsadaki hisseler için bir süre sınırlaması yoktur. Bankaların elindeki hisselerin ise 2026 yılında devlete bedelsiz iadesi gerekmektedir. Aralarında iki kamu bankasının da bulunduğu bankaların bu kadar büyük zarar etmemesi için hisseler borsada oluşan piyasa değeri üzerinden satın alınabilir…

[iv] Yazının kaleme alındığı 23 Aralık 2021 günü Türk Telekom’un İnternet Sitesinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak gözükmektedir.

[v] Yiğit Bulut’un 6.Şubat 2007 tarihli Radikal Gazetesindeki köşe yazısı..

 

 



[i] OTAŞ: Ojer Telekomünikasyon Anonim Şirketi. Oger Telecom'un Türkiye'de kurduğu şirket. Oger Telecom ise Lübnan Siyasetinin önde gelen isimlerinden Harriri Ailesi ile Suudi Telekom Şirketi’yle (STC) ortak olduğu bir Arap Şirketi’dir

[ii] LYY Telekomünikasyon A.Ş: Levent Yönetim Yapılandırma Telekomünikasyon AŞ. Ortaklık yapısı: Akbank (%35.6) Garanti BBVA (%22.1) Türkiye İş Bankası (%11.6) LYY (UK) International Holdco Limited (%11.7)

Diğer (%19.0 (Yapı Kredi %4,91 Vakıfbank 4,25 Halkbank 3,66 Denizbank 2,59 TSKB 1,61)

[iii] Borsa değerinden alması bile mümkün değildir. Zira borsadaki hisseler için bir süre sınırlaması yoktur. Bankaların elindeki hisselerin ise 2026 yılında devlete bedelsiz iadesi gerekmektedir. Aralarında iki kamu bankasının da bulunduğu bankaların bu kadar büyük zarar etmemesi için hisseler borsada oluşan piyasa değeri üzerinden satın alınabilir…

[iv] Yazının kaleme alındığı 23 Aralık 2021 günü Türk Telekom’un İnternet Sitesinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak gözükmektedir.

[v] Yiğit Bulut’un 6.Şubat 2007 tarihli Radikal Gazetesindeki köşe yazısı..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder